HEPİMİZ AZILI BİRER SUÇPERESTTİK ÇÜNKÜ!
Hepimiz azılı birer suçperesttik çünkü.
Kimimiz ahlaksızlaşarak, kimimiz çalarak, kimimiz susarak, kimimiz çıkar peşinde koşarak, kimimiz bağırarak, kimimiz dini-kimimiz Atatürk’ü kullanarak……………………….
Her fırsatta birbirini yiyen koltuk sevdalılarından, hepimizin adına meclise gönderdiğimiz vekilimizin ettiği yemini unutmasından, bakan olup, sadece eşine dostuna bakanlardan………………………………………………………………………….
HEPİMİZ AZILI BİRER SUÇPERESTTİK ÇÜNKÜ!
Evet saymadım…
Sayamadım kaç ağaç kesildi? Kaç orman yok edildi? Kaç hayvan katledildi?
Sayamadım, kaçıncı deprem, kaçıncı ölüm bu? Kaçıncı tecavüz, kaçıncı çocuk ve kadın cinayeti?
Coşkuyla akan ırmakların önüne kurduğumuz kaçıncı baraj bu. Suyu çekilip çöle dönen kaçıncı göl, bilemedim.
*
Onu bunu kınım kınım kınamaktan, haklıyı-haksızı alkışlamaktan, iş yalakalığa gelince meydanlarda cirit atmaktan, göremedik sanırım gelen felaketleri…
O kadar tembeliz ki çalışkan olana tahammül edemedik. Bir kıvılcımla bozduk karıncaların yuvalarını. Yaktık kamlumbağaları evleriyle birlikte. O kadar küstürdük ki allı turnaları, ne yârimize selam götürdü; ne de memleketimize.
Bize yazı müjdeleyen cırcır böcekleride yok artık. Ya kınalı keklikler!
Susturduk hep birlikte…
Söyleyin bana şimdi bunca zalimlik hangi dinde yazıyor. Birisi bana açıklayabilir mi?
*
Artık anladım ki bu güzel ülkemde; ne kuşları seviyorlar, ne de kuşlar gibi cıvıldaşan çocukları. Soy ağacımız, doğum yerlerimiz, mezun olduğumuz okullar, yaşadığımız şehirler, kim olduğumuzu, nasıl olduğumuzu anlatabilir mi bizlere?
Biz insan olamadıktan sonra…
*
Şöyle bir baktım ülkemin haline.
“Irmağının akışına ölürüm Türkiye’m” diyoruz, sonra kalkıp o ırmağın üzerine, kâğıttan ya da kumlar kaleler dikiyoruz kendimize sığınmak için.
Ormanlar yanıyor.
Ormanlar yanıyor ve bazıları ana avrat küfür savurup suçlu aramaktan, bulduğu her fırsatta kedi köpek gibi dalaşmaştan, duyamıyor ormanın çığlığını.
Sağcılıktan, solculuktan, aydın geçinenlerden, uyanıklardan, saflardan, namuslu geçinen insanlardan, namussuzların ağababalarından, maneviyattan dem vurup menfaatin golcüsü olanlardan, Vatan aşkıyla dolu, Atatürk sevdalısı gibi görünenlerden, hâkimlikten, savcılıktan, avukatlıktan dem vurup, haksızlığın ve kuralsızlığın kitabını yazanlardan hakkını savunamadık ormanlarımızın.
Hepimizin adına meclise gönderdiğimiz vekilimizin ettiği yemini unutmasından, bakan olup, sadece eşine dostuna bakanlardan, bunlara el avuç ovuşturup etrafını saranlardan, göremedik bizi saran felaketleri.
Her fırsatta birbirini yiyen koltuk sevdalılarından, süslü kokana olup, kahvaltıdan kahvaltıya koşanlardan, babayiğit yazarlarımızın ona buna laf atmasından, sosyal medyada laf sokmaktan, aslan yürekli yurtsever olmaktan, köşe bucak hain kim diye aramaktan, kurtaramadık ormanlarımızı.
*
Suçperest olduğumuzu unutup, her felakette bir suçlu aradık.
Haklı çıkmak için, avazımız çıktığı kadar bağırdık. Felaketi bekleyen akbabalar gibi ibanperest iyilikseverler türedi her köşe başında. Düğün okuntusu gibi iban numarası dağıttık ülkenin dört bir yanına.
Hiç birimiz vicdanlı bir insan olamadık.
Hepimiz azılı birer suçperesttik çünkü.
Kimimiz ahlaksızlaşarak, kimimiz çalarak, kimimiz susarak, kimimiz çıkar peşinde koşarak, kimimiz bağırarak, kimimiz dini-kimimiz Atatürk’ü kullanarak…
FATMA YAZICI
OLAY AYDIN
Beğendim
Bayıldım
Komik Bu!
Beğenmedim!
Üzgünüm
Sinirlendim
Bu içeriğe zaten oy verdiniz.






